Ana Sayfa Haberler 21 Eylül 2020 11:34

Mustafakemalpaşalı Araştırmacıdan, Covid ve Doğa Arasındaki Değerlendirme

Almanyada Araştırma Görevlisi Hemşehrimiz Rahman Demirkol,  Covid ve Doğa arasındaki bağlantıyı kendi kaleminden anlattı.

Rahman Demirkol Kimdir?

 

Doğancı Mahallesi- Mustafakemalpaşa doğumlu olan Rahman Demirkol lisans ve yüksek lisans eğitimini yurtdışında tamamladıktan sonra şu an akademik çalışmalarına Almanya’nın Münih şehrindeki Neuro-Psychiatrisches Zentrum Riem (NPZR) adındaki bir sağlık merkezinde çeşitli araştırmalar yaparak devam etmektedir. Özellikle göçmenlere kendi dillerinde tedavi imkanı sunan bu merkezde şu an göçmenlerin ayrımcılık algısı, Türk göçmenlerin Korona salgınındaki ruhsal durumları gibi farklı araştırmalar üzerine çalışmalar devam etmektedir. Bununla birlikte Rahman Demirkol CoronaNet Project için halen Türkiye hakkında veriler paylaşmakta ve Türk hükümetinin salgın sürecindeki kriz yönetimine dair aldığı kararlarla alakalı bir de rapor yazmıştır (https://www.coronanet-project.org/data/reports/finished/20200521_Turkey.html)

 

Bir Doğa Tahribatının Sonucu Olarak COVID-19: İnsan ve Doğa Arasındaki İlişkiye Dair Değerlendirme

 

Gezegenimiz üzerinde insanoğlunun bitmez hırsı ve bunun tetiklediği iklim değişikliği ile canlıların yaşam alanları azalmış, küresel felaketler çoğalmıştır. Doğaya verdiğimiz bu zarar adeta küresel bir ekolojik tahribat [ecocide, ekolojik intihar] yolunda ilerlemektedir.

İnsan-doğa arasındaki ilişki insanlığın ilk çağlarından itibaren varolagelen bir ilişkidir ve ekosistemin bir parçası olarak insan, doğanın efendisi değil onun bir parçasıdır fakat özellikle insan merkezli çevre anlayışının ve doğanın insanın emrine sunulmuş her türlü tüketilebilecek bir ürünmüş gibi düşünülmesi süreciyle insanın doğayı umursamaz bir şekilde sömürme süreci başlamış, Yuval Harari’nin ifadesiyle  ‘insan zaman içinde tanrılaşmış, doğayı ve çevreyi kendine köleleştirmiştir.’[1]

Son zamanlarda yapılan araştırmalar insanın sonu gelmez tüketiciliğinin sadece ekosisteme zarar vermekle kalmayıp, doğayla olan bu yıkıcı ilişkisinin salgınların artmasıyla da ilişkili olacağını bildirmektedir.[2]  Sadece yaşadığımız son 20 yıl içerisinde 4ü çok sarsıcı 6 büyük salgınla yüzleştik. Zika, Ebola, MERS, Domuz Gribi, Kuş Gribi, SARS salgınlarda birçok insan hayatını kaybetmiş ve bu hastalıkların birçoğunun da tedavisi henüz bulunamamıştır. Etkisi yıkıcı olan her bir salgın incelendiğinde bunların arkasında insanın çevrede yarattığı olumsuz etki görünecektir. Ormanlarda ve canlıların  diğer yaşam alanlarında henüz ortaya çıkmamış bir çok virüs türü bulunmaktadır ve insanlar bu bölgelere müdahalede bulunduğu her gün yeni bir virüs türünün bizlere sıçraması çok muhtemeldir. 2020 yılı başlangıcı itibariyle tüm dünyayı sarsan yeni tip koronavirüsünün vahşi doğadaki  bazı canlıların bizlerin yaşam alanlarına getirildiği bir pazarda insan türüne sıçradığı düşünülmektedir.  Artık bu şekilde ortaya çıkan salgın hastalıklar eskiye kıyasla fazla hızlı ve daha fazla yayılmaktadır. Bu konuda bize düşen öncelikle rahatımızın ve huzurumuzun yaşadığımız doğadan ve diğer canlılardan bağımsız elde edilemeyeceğini anlamamız olacaktır.

Yakınımızdaki Çevre ve Ekosistemin Korunması

Türkiye ve Avrupa’da tarım ve hayvancılığın son 5000 yılda gittikçe artması ve insanın daha fazla tüketme hırsının çoğalmasıyla etrafımızdaki biyolojik çeşitlilik, ormanlar, göller ve toprak zarar görmektedir. Peki bizler bu hususta ne yapabiliriz, olumlu gelişmeler görmekte miyiz?

Geçen sene Temmuz aylarında TEMA Vakfı’nın Mustafakemalpaşa’da yaptığı Doğa Eğitim Kampı’nda katılımcılar doğanın ve biyolojik çeşitliliğin korunması, tarım, iklim değişikliği gibi konularda eğitim almıştır.[3] Ayrıca ilçemizdeki TEMA Vakfı’nın mahalle bazında yaptığı çalışmalar gençlerimizi bilinçlendirecek ve çevre dostu bireylerin artmasında etkili olacaktır. Çevre bilinci insanların içinde yaşadıkları doğa ile dengeli uyumlu bir ilişki içinde bulunabilmeleri için sahip olmaları gereken davranışların bütünüdür. Bu gibi etkinliklerle başta ilçemizdeki gençlerin çevreye zarar vermeden ondan yararlanabileceği, diğer canlıların da yaşam haklarına saygı duymayı öğrenebileceği kanaatindeyim.

Mustafakemalpaşa halkı olarak sahip çıkmamız gereken, adeta bir temiz hava deposu olan, zenginliklerimizden biri de Suuçtu Şelalemizdir. Bölgeye gelenlerin kamp alanlarında geceleyebildiği bu doğa harikasının ve çevresindeki biyolojik çeşitliliğin bozulmaması yine bizlere bağlıdır. Uludağ Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada belirtildiği üzere flora ve fauna açısından zengin olan Suuçtu Şelalesi çevresinde yapılacak olan her türlü çalışma ve inşaat esnasında çevreye uyum gözetilmeli ve etraftaki canlılık hiç bir şekilde zarar görmemelidir.[4]

Doğal kaynaklarımızın araç olarak görülmesi, her alanda kendisini gösteren çevre kirliliği ve ekolojik felaketlerin artması gibi etkenlerden bizler farkında olmasakta günümüz neslinin en ciddi sorunlarından biri olarak karşımızda durmaktadır. Bu sebeple, ileride daha büyük acılar yaşamamak, daha yıkıcı, ölümcül salgınlarla mücadele etmek zorunda kalmamak için tüm doğa ile barışık, bilinçli ve sorumlu bir yaşam tarzı benimsemek hepimizin sorumluluğundadır.

[1] Harari, Y. N., Harari, Y. N., Purcell, J., & Watzman, H. (2015). Sapiens: A brief history of humankind.

 

[2] Cheval, S.; Mihai Adamescu, C.; Georgiadis, T.; Herrnegger, M.; Piticar, A.; Legates, D.R. Observed and Potential Impacts of the COVID-19 Pandemic on the Environment. Int. J. Environ. Res. Public Health 2020, 17, 4140.

[3] https://www.cnnturk.com/yerel-haberler/bursa/mustafakemal/tema-vakfi-mustafakemalpasada-doga-egitimi-kampi-yapti-1026151

 

[4] Çalişkan, H., & Çelik, A. (2017). Bursa İli Mustafakemalpaşa İlçesinin Peyzaj Değerleri Ve Rekreasyon Potansiyelinin Belirlenmesi Üzerine Araştırma.

Yorumlar

İlginizi çekebilir

Kafa Kafaya Çarpıştılar

Kafa Kafaya Çarpıştılar