enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp mustafakemalpaşa dost fm dost medya mustafakemalpaşa haber radyo dinle 1001 fm dost fm radyo 14 paşa fm m.k.paşa haber
DOLAR
7,9016
EURO
9,3386
ALTIN
464,46
BIST
1.314
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Çok Bulutlu
14°C
Bursa
14°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
14°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Parçalı Bulutlu
16°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
15°C

Taleplerimize yanıt, sorunlarımıza çözüm üretilmesini bekliyoruz!

Eğitim Sen Mustafakemalpaşa Başkanı Seyit Ali Geçici, 24 Kasım Öğretmenler Günü ile ilgili basın açıklamasında bulundu. “Türkiye’nin sadece öğretmenleri değil, bütün eğitim ve bilim emekçileri yılda sadece bir gün hatırlanmayı değil, yıllardır yaşadıkları ekonomik, sosyal ve özlük sorunlarına sağlıklı ve gerçekçi çözümler üretilmesini beklemekte ve talep etmektedir” diyen geçici sözlerini şöyle sürdürdü:

Taleplerimize yanıt, sorunlarımıza çözüm üretilmesini bekliyoruz!
26.11.2010
0
A+
A-

“Bugüne kadar hiçbir öğretmenler gününde, öğretmenlerin gerçek sorunları tartışılmamış, yüz binlerce eğitim emekçisinin sosyal ve ekonomik sorunlarını çözmek yönünde herhangi bir adım atılmamış olması düşündürücüdür.

24 Kasım’ın, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri Başöğretmenliğini” kabul ettiği gün olması açısından tarihsel bir gerçekliği ve önemi bulunmasına karşın, “24 Kasım Öğretmenler Günü”nün 12 Eylül döneminin bir ürünü, 12 Eylül zihniyetinin istediği öğretmen profili ile simgeleştiği bir gün olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Türkiye’nin sadece öğretmenleri değil, bütün eğitim ve bilim emekçileri yılda sadece bir gün hatırlanmayı değil, yıllardır yaşadıkları ekonomik, sosyal ve özlük sorunlarına sağlıklı ve gerçekçi çözümler üretilmesini beklemekte ve talep etmektedir.
Eğitim sisteminin öncelikli sorunları arasında yer alan ve eğitim hizmetlerinin nitelikli ve sağlıklı yürütülmesini engelleyen öğretmen açıkları yıllardır alarm vermektedir. 2010 yılı sonu itibariyle atama bekleyen 350 bini aşkın işsiz öğretmen bulunmaktadır. Öğrencilerimizin öğretmensiz, öğretmenlerimizin işsiz olduğu bir ülkede “öğretmenler günü” gibi bir gün nasıl kutlanabilir.

Milli Eğitim Bakanlığı yıllardır eğitim ve bilim emekçilerinin, sendikaların eleştiri ve önerilerine kulaklarını tıkamakta, bildiğini okumaya devam etmektedir. Öğretmen açıklarını kadrolu öğretmen atamaları ile kapatmak yerine, eğitimde sözleşmeli, ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimlerinin yaygınlaşması kaygı vericidir. Ücret, sosyal ve özlük haklar açısından öğretmenler arasında farklılık yaratan güvencesiz istihdam uygulamalarından vazgeçilmeli, eğitimin bütün kademelerinde sadece kadrolu ve güvenceli istihdam benimsenmelidir.

Ülkemizde öğretmenler yoksulluk sınırının altında, memur ve hizmetliler açlık sınırında maaş almayı sürdürmektedir. Hükümetin eğitimin ve eğitim emekçilerinin taleplerine kulaklarını tıkamış olması, yaşanan yoksulluğu mutlak olarak arttırmış, diğer ülkelerde çalışan eğitim emekçileri ile aramızdaki sosyo-ekonomik uçurum her geçen yıl büyümüştür. 35 ülkenin üye olduğu OECD ülkelerinde öğretmenlerin ortalama çalışma saati 1.652 saat iken, bu rakam ülkemizde 1832 saattir. Sadece bu kriter çerçevesinde değerlendirdiğimizde bile Türkiye’de görev yapan bir öğretmen OECD üyesi ülkelerdeki öğretmenlerden her yıl 180 saat daha fazla çalışmasına rağmen, daha düşük ücret almaktadır.

Okul türlerine göre öğretmen başına düşen öğrenci sayısı açısından bir karşılaştırma yaptığımızda ilköğretimde görev yapan bir öğretmen başına düşen öğrenci sayısı OECD ülkelerinde ortalama 16 iken, Türkiye’de 42’dir. Ortaöğretimde çalışan öğretmen başına düşen öğrenci sayısı OECD ülkelerinde ortalama 13 iken, bu sayı Türkiye’de 49’dur. OECD ülkeleri ile yapılan karşılaştırmalardan da anlaşılabileceği gibi, Türkiye’de öğretmenler, dünyanın çeşitli ülkelerindeki meslektaşlarına göre birim saat olarak daha fazla mesai harcamasına, daha fazla çalışmasına, daha fazla sayıda öğrencinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalmasına rağmen emeğinin karşılığı olan hak ettiği değeri alamamaktadır.

Son yıllarda eğitim sisteminde yapılan değişiklikler, yıllardır yaşanan sorunlara yeni mağduriyetler eklemiştir. Resim, müzik ve beden eğitimi gibi, çocuk ve gençlerimizin sosyal ve kültürel gelişimi açısından önemli derslerin ders saati azaltılmış, bu branşlarda görev yapan öğretmenler mağdur edilmiştir. Sanat eğitimi, beden, resim, müzik ve bilişim teknolojileri gibi derslerin ders saatleri arttırılmalı ve zorunlu olmalıdır.

Ek ders ücretlerine ilişkin sorunlar yıllardır devam etmekte, ek ders yönetmeliğinde yapılan her değişiklik yeni mağduriyetler yaratmaktadır. Bu konuda yıllardır sorun yaşanmasının nedeni bakanlığın yönetmeliği tek başına belirlemesidir. Ek ders yönetmeliğinin yarattığı mağduriyetler giderilmeli, bakanlık ek ders yönetmeliğini sendikalarla birlikte ele almalıdır.

1-5 Kasım tarihleri arasında “ Eğitimde 2023 vizyonu” başlığıyla toplanan 18. Milli Eğitim Şurası 5 farklı komisyonda alınan 220 tavsiye kararı ile izlenilen yöntem, içerik, süreç, katılım ve kararlar açısından anti demokratiktir.Bu nedenle şura kararlarının meşruiyeti tartışılmaya muhtaçtır.

Şura’da ders ücretlerinin 12 liraya çıkarılması yine 24 Kasım’da bir maaş ikramiye verilmesi gibi şov amaçlı ve seçim yatırımı olan kararlar öğretmenlerin ekonomik sorunlarını çözemez.Kaldı ki ders ücretlerinin miktarının belirlenmesinin yeri Şura değil Toplu Sözleşme masasıdır.Alınan kararlar itibariyle adına eğitim şurası değil adeta “ din” şurası dedirtecek boyuttadır. Farklı inanç ve mezhepleri yok sayan zorunlu din derslerinin kaldırılması istenirken Şura’dan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders sayısının arttırılarak anaokullarına kadar indirecek, imam hatip liselerinin ortaokul bölümlerinin açılmasının önünü açacak kararlarının alınması eğitimin gericileştirilmesi adına kaygı vericidir.

Her türlü gerici uygulamaya karşı Eğitim Sen Laik bilimsel demokratik ve parasız eğitim mücadelesine kararlılıkla devam edecek, taleplerinden asla vazgeçmeyecektir.

Çeşitli adlar altında okullarda para toplanması gibi Eğitimin paralılaştırılmasını hedefleyen uygulamalar ile öğretmenler birer tahsildara dönüştürülmeye meslek onurları ayaklar altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu 24 Kasım’da da tahsildar değil öğretmeniz demek için yine alanlardaydık.

Eğitim Sen, yıllardır ücretlerin, sosyal ve özlük hakların tek taraflı olarak değil, grev hakkını da içererek gerçek bir toplu sözleşme düzeni ile belirlenmesini savunmakta ve talep etmektedir. Bugünkü durumun var olan sorunların çözümsüzlüğünü sürdürmekten başka bir işe yaramayacağı ortadadır.

Yüz binlerce öğretmeni, eğitim ve emekçisini yıllardır yoksulluğun kıskacına alan, yaptığı işe ve mesleğine karşı küstüren uygulamalara karşı parasız, laik, bilimsel, demokratik, nitelikli bir eğitim yaratmak için taleplerimize yanıt, sorunlarımıza çözüm üretilmesini bekliyoruz.

Eğitim ve bilim emekçilerine insanca yaşayabilecekleri, kendilerini yenileyerek daha nitelikli ve sağlıklı hizmet verebilecekleri çalışma ve yaşama koşulları yaratılmalıdır. Bunun için sadece öğretmenlerin değil, bütün eğitim ve bilim emekçilerinin başta maaşları olmak üzere mesleki, sosyal ve özlük hakları iyileştirilmeli, koşulları insan onuruna yaraşır bir düzeye yükseltilmelidir.”
Seyit Ali Geçici Eğitim Sen İlçe Başkanı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Mesaj Gönder
1
Nasıl Yardımcı olabiliriz?
Merhaba İyi günler, WhatsApp mesajlarınız için Mesaj Gönder butonuna tıklayınız.